18.1.09

FİLİSTİN YARDIM BEKLİYOR

Günlerden beri saldırılarına aralıksız bir şekilde devam eden İsrail hükümeti, canavarlığını her geçen gün arttırarak sürdürüyor. Bugünlerde 1000 e yakın kişi bu saldırılarda hayatını kaybederken, yaralıların sayısının da her geçen gün arttığı söyleniyor özet olarak bütün bir Filistin yerle bir edilmiş durumda.
İsrail hükümeti çoluk çocuk, asker sivil dinlemeden herkesi katledip, evlerden okullara, hastanelere kadar her yeri yerle bir ederken, dünyada ki iktidar odakları ise yapılan bu katliama diğer yaşanan birçok katliam da olduğu gibi ya büsbütün sessiz kalıyor ya da Türkiye başbakanının yaptığı gibi bir yandan saldırıları kınarken, diğer yandan İsrail hükümetiyle siyasi, ticari ve askeri anlaşmalarına kaldığı yerden devam ediyor. Bir yandan savaşın dehşetinden ve masum Filistinlilerin maruz kaldığı vahşetten dem vururken, diğer yandan masum insanların üzerine bomba yağdıran İsrail askerlerinin Konya da eğitim gördüklerini hasıraltı etmeye uğraşıyor.
Tabi ki Orta Doğuda yaşanan bu vahşete karşı ikiyüzlü iktidarların dışında, dünyanın birçok yerinden protestolar ve tepkiler yükselirken ardı ardına dayanışma ve yardım kampanyaları başlatılıyor. Her ne kadar bu tepkiler tüm insanlığın geleceği ve süre giden vahşetin sonlandırılması konusunda umut verici olsa da, bir şeye dikkat çekmek gerekliliğini hissediyoruz. O da yapılan bu eylemler ve kampanyalar sırasında ortaya çıkan ve nazizm yanlılarını dahi kıskandıracak tipte; tüm İsrail halkını ya da toptan Yahudileri hedef alan bir takım faşizan tutumlardır. Oysa bugün, bu vahşetin sorumluları açık bir şekilde görülüyor ki Siyonist İsrail hükümeti ve bölgede çıkarı olan diğer emperyalist güçlerdir. Kaldı ki bugün birçok İsrailli genç, masum Filistin halkına yapılan bu saldırıyı kınamak ve bu insanlık dışı harekete katılmamak için vicdani retlerini açıklayarak askere gitmeyeceklerini belirtmiş ve bunun sonunda hepsi hapis cezasına çarptırılmışlardır. Bunun haricinde, işgali ve saldırıyı kınayan birçok İsrailli geçtiğimiz günlerde sokaklara dökülmüş hükümetin yaptıklarını karşı çıkarak vahşeti kınamışlardır. Bu yüzden yaşanan vahşetin sorumlusu olarak bir halkı toptan yargılamak yerine, sorumluların akan kandan çıkarları olan iktidarların olduğunun farkına varmak ve bu konuda daha sağduyulu davranmak gerektiğini düşünüyoruz.
Son günlerde başlayan dayanışma kampanyalarından biri de, ALAKASIZLAR tarafından düzenlenen “ Filistin’le dayanışma kampanyası”. Başlattıkları kampanya doğrultusunda, sokağa çıkan, çeşitli performanslar sergileyen, anarşist grup, bir de bir yardım kampanyası başlatmış durumda. Herkesi bu yardım kampanyasına destek olmaya ve vahşeti durdurmak için harekete geçmeye çağırıyoruz. Dayanışma kampanyası hakkında bilgi almak ve kampanyaya destek olmak için aşağıdaki linkten gruba ulaşabilirsiniz:

http://www.alakasizlar.org/

21.11.08




...

Dekorların yıkıldığı olur. Yataktan kalkma, tramvay, dört saat çalışma, uyku ve aynı uyum içinde Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi, çoğu kez kolaylıkla izlenir bu yol. Yalnız bir gün “neden” yükselir ve her şey bu şaşkınlık kokan bıkkınlık içinde başlar. “Başlar”,işte bu önemli. Bıkkınlık, makinemsi bir yaşamın edimlerinin sonundadır, ama aynı zamanda devinimini başlatır. Onu uyandırır, gerisine yol açar. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanıştır. Uyanışın ardından sonuç gelir zamanla; intihar ya da iyileşme…
ALBERT CAMUS –SİSİFOS SÖYLENİ

MERHABA


Atla bu yazıyı okuma! Kişisel kaygılarım var; farklı olmak adına ne de olsa aile olabilmek adına alınan iki kişilik yatakların pornografik bir ürünüyüm. Üzgünüm insan! Popülerizmle suçlayıp yerden yere vurmaktı amacım seni bu yazıda, ta ki mola verip tuvalette kıçımı örten donumun üstünde yazan ‘pierre cardin ‘ yazısını görünceye kadar. Bu nedenle yazdıklarımı önemseyip kalkıp sorumluluklar yükleme bana. Basit zaman ekleriyle yaşanan bir hayatta çoklu zaman eklerini kullanarak yazdığım yazılara kendimi daha da farklı hissetmek için sıkıştırdığım imgesel zırvalıklarla ‘duyarlı’ olduğunu kabul ettirmeye çalışan zavallının tekiyim sadece. Ondandır ki savunduğum değerleri, kaliteli kumaşların üstündeki baskılarda yaşatıyorum. Geçenlerde ideolojisini savunduğum bir tarihsel kişiliği kredi kartına 4 taksitle satın aldım. Dünyada devrim yapan birinin annemin çamaşır suyu baskısına yenik düşmesi üzücüydü. Hâlbuki siyah pantolonum ve üstü ters A baskılı ‘converse’ ayakkabılarımın üstünde oldukça farklı görünüyordum. Tüm bunlar kim olduğumu, ne savunduğumu gösteriyordu. Kendimi ifade etmek için yorulmama gerek yok. Bir gün söylemek istediklerimizi de hazır yazılmış kâğıtlara basarlar mı acaba?

Yalnızım. Yalnızlaştık. Gelecek hakkındaki tek bildiğim şey dijital saatime kaydettiğim hatırlatma. Sadece günü kurtarmaya yönelik 2 günlük yaşam planıyla kendimi düşünürken ‘’ KÜRESEL ISINMAYA HAYIR! ‘’ diye bağırma hobisinin annemin altın gününden ne farkı var? Kaldı ki şirketler bu konuda da yüksek duyarlılıklarını göstererek doğaya saygılı klimalarını ürettiklerini ilan ettiler. Bu yüzden doğru söylerdi ‘’ mems’’: ‘ herkes mağarasına geri dönsün! ‘

Sevgili duyarlı insanlar; açlık ve ölüm sınırı Afrika belgeselini satın alıp deri koltuklarınızda izleyerek üzüldüğünüz için teşekkürler. Ama üzgünüm yeterince acı çekmenize neden olamadı. Deri koltuklarınız kıçınızı rahat tutmuştur.

Sevgili dostum Mr late her zaman söylediğim gibi ‘yanlış zamanda doğduk’ o nedenle dediğin gibi ‘ geçmişin kirli tırnaklarıyla oyulmuş yüzümüzden kaçıyoruz’ . Farkına varmamı sağladığın her şey için defalarca teşekkür ederim. Anladım ki iki kişilik yataklarda daha rahat yaşanmıyormuş aşk.


‘ KITTA ‘

...

Hayatın konusu yoktur, neden filmlerin ya da kurmaca öykülerin olsun ki?
JİM JARMUSH